Kategoriler KPSS Kitapları Hakkımızda Yayınevleri Yazarlar Çok Satanlar Kampanyalar Yeni Çıkanlar İletişim
ARA
Yayınevi Hakkında
BETİM Kitaplığı
Beşikçizade Tıp ve İnsani Bilimler Merkezi
2012 yılında kurulan Beşikçizade Tıp ve İnsani Bilimler Merkezi (BETİM), farklı branşlardan bilim insanlarını bir araya getirerek, tıbbi araştırma ve uygulamalardan doğan meseleleri multi ve interdisipliner bir konseptle ve farklı perspektiflerden problematize ederek tartışmak amacındadır. Tıbbi ve sosyal bilimler arasında bir bağ kurmak, eğitim vermek, ilgili çalışmaları desteklemek ve bilimsel çalışmalara yardımcı olacak bir araştırma kütüphanesi oluşturmak, kısa vadedeki hedeflerimiz arasındadır.
Beşikçizade Tekkesi
Beşikçizâde Tekkesi Osmanlı Devleti’nin ihtişamlı günlerini geride bırakmaya başladığı 18. asrın sonlarında Beşikçizâde El-Hac Süleyman Efendi tarafından kurulmuş bir Nakşî tekkesidir. Osmanlı Devleti’nde ıslahat ve batı ile yakınlaşma çabalarının İstanbul’u kasıp kavurduğu bir dönemde kurulan tekke devrin atmosferinden etkilenmiş ve önce Nakşî iken sonrasında üçüncü postnişîn Beypazarî el-Hac Ali Efendi ile birlikte Halvetiyye tarikatına geçmiştir. Tekke Beypazarî Ali Efendi sonrasında kısa bir müddet Halidi-Nakşiliğe geçecektir. Abdülmecid devrinin muteber şeyhlerinden Şeyh Rızaeddin Efendi’nin müridlerinden Şeyh Sa’deddin Efendi’nin posta geçmesiyle 19. asrın ikinci yarısında Sünbülî tarikatına ait tekkeler arasına dâhil olan Beşikçizâde Tekkesi, 19. asrın sonu 20. asrın başlarına kadar Sünbülî adab ve erkânın icra edildiği bir yer olmuştur. Bir müddet harabe ve metruk halde kaldıktan sonra Nakşî silsileye mensup olan ve tekkenin bâni-i sânisi kabul edilen Hasan Kamil Efendi tarafından tekrar ihya edilerek Nakşî tekkeler arasına dâhil olan tekke mevcudiyetini Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanun çerçevesinde ailenin kayd-ı hayat şartıyla ikametine terk edilen tekke uzun süre metruk halde kalmıştır. Son olarak 2009 yılında çıkan bir yangında tevhidhane’ye ait bir bölüm dışında tahrip olmuştur.
İbadet, eğitim, ziyaret, barınma, beslenme, temizlenme ve ulaşım gibi devrin ve sosyal şartların gerektirdiği birçok vazifeyi ifa eden tekkelerin en önemli fonksiyonu şüphesiz ibadet ve eğitim faaliyeti merkezi olmalarıdır. Tekkelerin mimarisi de bu yapıya uygun olarak tanzîm edilmiştir. Bu sebeple tekkelerde ibadetlerin yerine getirildiği ve tarikata ait merasimlerin icra edildiği semahane, meydan evi veya tevhidhane denen merkezi bir mekân bulunur, tarikatın ve şeyhin durumuna göre buralarda müridlere dersler de okutulurdu.
Bugün resimlerde görülen ve restore edilen şekli tekkenin 1324/1906 yılında yapılan binasına aittir. Eski yapısı itibariyle tek binadan meydana gelmiş tekkeler arasında zikredilen tekke bu halde uzun yıllar kullanılmış ve Nakşî Hasan Kamil Efendi’nin tekkeye şeyh olmasıyla birlikte kitabesinde de ifade edildiği gibi yeniden yaptırılmıştır. Yeni yapı geniş bir bahçenin içinde üç ayrı bölümden meydana gelmektedir. Tek bir yapı olarak düşünülen ve birbiriyle bitişik olan bu yapılar tekke mimarisinin özelliklerine uygun olarak tevhidhane, haremlik ve selamlık olmak üzere üç kanattan müteşekkildir.
Harap haldeki Beşikçizade Tekkesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul IV. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 03.12.2008 tarih ve 2512 nolu kararıyla restorasyonuna karar verilmiştir. Restorasyon çalışmaları tamamlanmak üzeredir.
Sonuçları Filtrele
Kategoriler A-Z Ürün Saysı
BAŞA DÖN